Öğütlü Ayetler… « Yalova Şerit

SON DAKİKA

Öğütlü Ayetler…

Bu haber 29 Mart 2024 - 16:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.

SMMM Ekrem EKMEKCİOĞLU

ekmekcioglu11@hotmail.com

SURE: 001, FATİHA SURESİ, (7) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (005) SURE.

 

İNİŞİ: Müddessir Suresinden sonra Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir.  Kur’an ’ın bir önsözü ve özeti gibidir.

ADI: Fatiha (Başlangıç), Ümmü’l-Kitab (Ki-tab’ın özü), el-Esas (Asıl Kitap), el-Vafiyeh (Hakkında yeterli bilgiyi veren), el-Kafiyeh (Kifayetli), es-Seb’ul-Mesani (“ikilenen, tekrarla-nan yedi”,  Bakara Araf arasındaki [6] sure ile Yunus Suresinden veya enfal ve Tevbe’nin birleştirilmiş şeklinden oluşan[7] uzun sure), el-Kenz (Define, hazine), eş-Şifa (Şifa veren), eş-Şükr (Tanrı’ya teşekkür eden), el-Hamdu lillah (Tan-rı’ya Hamd eden) ) ve es-Salat (Namaz, Hz Muhammed’in adı anıldığında ona söylenen dua)  isimlerini de taşımaktadır.  Namazda okunması vaciptir.

KONUSU: Kur’an’ın ana hatlarını içerir. Anlam  itibariyle en büyük dua ve yakarıştır.  Kur’an’ın bütün amaçlarını, getirdiği anlam, bilgi ve hükümleri özet halinde içermektedir.  Kur’an-ı  Kerim’in  gönderiliş  amacı,  insanların  dünyadaki  yaşamını  düzene koymak ve iyi (Tanrısal  irade, rıza ve düzene  uygun) bir dünya yaşamından sonra ebedi mutluluğu sağlamaktır. KYTMT, TDVİA, KKÖT (Bakınız ;KISALTMALAR)

NOT: Fatiha Suresinden önce indirilen ayetler, ait oldukları surelerin parçalarıdır ve bu sürelerin tamamlanmaları Fatiha Süresinin inmesinden sonra olmuştur.

 

AYETLER:

Euzübillahimineşşeytanirrracim                                                          Bismillahirrahmanirrahim

Kovulmuş şeytandan Tanrı’ya sığınırım                      Rahman ve Rahim olan Tanrı’nın adıyla

001.- Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.  Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla.

002.- Hamd (övgü ve övülme) Alemler (Tüm Evren)’in Rabbi (Tüm Evren’i yaratan ve

yöneten) olan Allah’adır.

Övgü, Evren’in yaratıcısı (Rabbi olan) Tanrı’ya has (ait)‘tır.

003.- O (Tanrı CC), Rahman (Esirgeyici)’dır ve Rahim (Bağışlayıcı)’dir.

O (Tanrı CC), yarattıklarını esirgeyici ve kusurlarının bağışlayıcısıdır.

004.- O (Tanrı CC), din gününün sahibidir.

O (Tanrı CC) din (dirilişten sonraki hesap) gününün (o gün insanlar; dünyada yaşadıkla-

rı sürede işlediklerinin [amellerinin] karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük

(bulundukları yerden) çıkacaklardır. Her kim  zerre  kadar hayır işlemişse [insanlık ve

tüm yaratılanlar için yararlı bir iş yapmışsa ve her türlü hayır işlemişse] onun karşılığını

mutlak görecektir) sahibidir.

005.- (Rabbimiz) Yalnız Sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.

006.- Bizi doğru yola ilet.

007.- Bizi, (İyilik) Nimet verdiklerinin yoluna, kendilerine  gazap edilmiş olanların ve sapmış

ların (doğru yoldan sapanların, bu nedenlerle cezalandırılanların) yoluna değil. (Kendi-

lerini ödüllendirdiklerinin yoluna) ilet.  AMİN.

 

Hamd, Evren  (alemler)’in  Rabbi,  merhametli  olan, merhamet eden ve Din Günü’ nün sahibi olan Allah’a hastır.  Ancak Sana (Allah CC)  kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi

doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin,gazaba uğramayanların,sapmayanların yoluna eriştir.

 

“Bilindiği üzere; Hz Muhammed SAV, İbranice bilmediği gibi çok önceleri (Çocukluk ve ilk

Gençlik yıllarında okur yazar da değildi.  Bir öğreticiye gidip, Tevrat öykülerini ayrıntılarıyla

öğrenmemişti. Okur yazar olmayan, eski din kitaplarını okumamış, öğrenim görmemiş yaban-

cı dil bilmez bir insanın, İbranice olan Kutsal Kitap (Tevrat)!ın kıssa ve prensiplerini hem de,

ayrıntılarıyla ve fakat en özlü biçimde, yalvaçlar (peygamberler)’ın ahlakına yakışmayan iba-

-01-

relerden soyutlayarak anlatması, vahiyden  başka bir şeyle açıklanamaz” S.A.

 

***********************************************

 

SURE: 002, BAKARA SURESİ, (286) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (087) SÜRE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. Hicret’ten sonra inmeye başlayan Sure’nin inişi (9–10) yıl sürmüş ve bütün  Medine  devri boyunca da devam etmiştir.

ADI: Adını (67-71) ayetlerdeki kıssadan almıştır. İçindeki  Ayetü’l-kürsi’den (Ayet 255) dolayı  Süretü’l-kürsi, içerdiği hükümlerin çokluğu nedeniyle de Füstatü’l-Kur’an adları da verilmiştir.

KONUSU: Kur’An-ı Kerim’in kendine has tertip ve üslubu içinde şu ana konuları içermektedir:  İslam’ın getirdiği inanç,  tapınma (ibadet) ve yaşam düzeniyle ilgili temel bilgiler; münafıklar, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller, insanın yaratılışı, yetenekleri, sınavı; İsrailoğulları tarihi nin önemli kesitlerini, kamil  bir din olan İslam’ın, daha önceki dinlerin evrensel kısmını içerdiği, buna karşılık onların (değişmesi, ıslah edilmesi, düzeltilmesi gereken) yargılarını (hükümlerini) de  ıslah ettiği; Hz İbrahim  kıssası, Kabe’nin  yapılışı ve kıble oluşu; yiyecekler, kısas, vasiyet, oruç, savaş, hac, nikah, boşanma, dulluk, yetimlik, alkollü içki, kumar  faiz, sözleşmelerin yazılması, din ve vicdan özgürlüğü konularında bilgiler.  KYTMT, KYTMT

 

NOT:Biz bu  konuların içinden, yalnızca, çalışmamızın asıl amacı olan; “ÖĞÜT  VEREN AYET’ LERE” ve bunlarla ilgi açıklamalara, burada yer vereceğiz.  EE.

 

AYETLER:

Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Doğruluğunda asla kuşku bulunmayan bu  Kitap  (Kur’an)  hiç  kuşkusuz,  (günah  ve

kötü  işlerden)  sakınanlar  için, bir  yol gösterici (rehber)’dir.

003.-  Onlar (Sakınanlar), Tarafımız (Tanrı CC)’dan  gizli  tutulan  (gayb)’a  inanırlar,  özel

duygu ve davranışlarla Allah’a ibadet ederler (namazı kılarlar), kendilerine  verdiğimiz:

bilgi, yetenek, varlık ve diğer tüm kazanım (rızık)’larından, Allah  yolunda karşılık bek-

lemeden (minnet etmeden), gereksinimi olan insanlar, içinde bulundukları  toplum  ve

tüm  insanlığın  yararına  olmak amaçlı olarak harcarlar. İsraf etmezler KYTMT

004.-  Onlar (sakınanlar) Sana (Hz Muhammed SAV) ve senden  önce indirilene ve öldükten

sonraki ebedi yaşam’a (ahirete) kesin olarak inanırlar (iman ederler).

005.-  Rab’lerinden gelen doğru yol üzerinde olanlar, işte o sakınanlardır.  Kurtuluşa erenler

de onlardır.  KYTMT

006.-  Hak din (Müslümanlık)’in getirdiği gerçekleri kabul etmeyenler (Tanrı CC’ya inanma-

yanlar, yetime, yoksula ve yolda kalmışa, destek olmayanlar, kul hakkı yiyenler, varlık

ve yeteneklerini insanlar için kullanmayanlar)’i uyarsan da, uyarmasan da birdir, inan-

mazlar.  KYTMT

007.- Bu tutumlarından dolayı (Tanrı CC), inkarcılar (İnanmamakta ısrar edip, insanlık dışı

davrananlar)’ın kalplerini ve kulaklarını mühürler, gözlerini de perdeler. (…)

013.-  Onlar (İnanmayanlar)’a, “Sağduyulu insanların inandığı gibi siz de inanın” denildiğinde

“Biz de, akılsızların inandıkları gibi mi inanalım?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar

onlardır, fakat bilmezler.  KYTMT

016.-  Doğruya ve iyiye karşılık sapıklığı satın alanlar (Münafıklar, ikiyüzlüler) işte o inanma-

yanlardır.  Bu  nedenle  de  (Bilinç  altlarının derinliklerinde fırtınalar kopuyor. Bunları

bastırmak,  madde  ötesini  ve  beşeri  gücün  çözümden aciz kaldığı sorunları unutmak

-02-

için baş vurdukları; zevk sefa  alemleri, içki, uyuşturucu, kumar masaları vb etkinlikle-

  1. ri) ticaretleri kar getirmedi. Doğru yolu da bulamadılar.  KYTMT

019.-  (…).  Oysa Allah (gerçekleri) inkar edenleri çepeçevre kuşatmıştır. KYTMT.

021.-  Ey (din, dil, ırk, sınıf ve bölgesel  ayrılıklarından  arınmış, inanç durumları ne olursa ol-

sun tüm)  insanlar!  Sizi ve sizden öncekileri yaratan (hiç bir ön koşul  olmaksızın Tanrı

CC  tarafından   kabul  olunmuş  olarak),  (asla  kendisinden  başka  kulluk  edilecek bir

kimse bulunmayan) Rabbiniz’e kulluk edin,  ki sakınabilesiniz.  KYTMT

023.-  Eğer Kulumuz (Hz Muhammed SAV)’a  indirdiğimiz Kitaptan dolayı bir kuşku içinde

iseniz, O’nun benzeri bir sure de siz getirin.  (…).  KYTMT

024.-  Yok  yapamadıysanız ki,  asla  yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan,

ateşten sakının.

025.- (Ey Muhammed), Allah’a inanan ve yararlı işler yapan (yetimi ve yolda kalanı kollayan.

(Tanrı CC’nın  yarattığı tüm evrendeki varlıkların tamamına saygı gösteren ve koruyan,

çalmayan, kul ve yetim hakkı yemeyen, geçimliğini alın teri ile çalışarak kazanan, yalan

söylemeyen, her an yaptıklarının hesabını verebilecek durumda olan EE) lara, kendileri

için altlarından ırmaklar akan cennetler bulunduğu muştusunu ver!  (…). Hem onlar

Cennette ebedi  kalacaklardır.

027.-  Onlar  (İnanmayanlar)  ki,  iyice  pekiştirdikten  (söz  verip  antlaşma  yaptıktan)  sonra,

Allah’a  verdikleri sözü bozarlar.  Tanrı’nın birleştirmesini emrettiği iman ve akrabalık

bağlarını  keserler  ve  yeryüzünde  bozgunculuk  yaparlar.  İşte  zarara  uğrayanlar on-

lardır.  KYTMT

028.-  Cansız  nesneler  (ölü)  iken  (Canlıların evrim yoluyla cansız nesnelerden ortaya çıktığı

burada net olarak  açıklanmaktadır.EE), size  O (Tanrı CC) hayat verdiği halde, Allah’ı

nasıl inkar  edebiliyorsunuz?  Sonra  sizi öldürecek, sonra yine diriltecek.  Sonra da  O

(Tanrı CC)’na götürüleceksiniz.

030.-  Hani  Rabbin  meleklere: “Ben  yer  yüzünde  bir  halife yaratacağım” (Burada anlatılan

insanın yaratılması değil, Tanrı tarafından insana verilen özellikler, sorumluluklar, yet-

ki ve nimetlerdir).   (Bunlardan [nimetlerden] biri ve belki de en önemlisi “halifeliktir”

[buradaki  halifeliğin Tanrı  ile  ilgili olduğu ve “Tanrı’nın Halifeliği” olması]  özelliği-

dir). (Ayet  açıkça  Adem  [Tüm insanlar]’in yeryüzünde “Tanrı CC’nın  Halifesi”  ola-

caklarını  ifade  etmektedir) demişti. Melekler: (Tanrı’ya) “Biz seni eksiksiz bilirken ve

durmadan  övgü  ile  anarken orada (yeryüzünde) fesat çıkaracak ve kan dökecek birini

mi yaratacaksın?” dediler. Allah meleklere “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” diye

buyurdu.  KYTMT                             –

034.-  Meleklere,  “Adem’e  secde  edin”  dediğimizde iblis (şeytan) dışındakiler derhal secde

ettiler; iblis (şeytan) direndi, büyüklendi ve inanmayanlardan oldu.  KYTMT

037.-  Adem, Rabbinden öğrendiği sözcüklerle yakardı. Allah ta tövbesini kabul etti. Kuşku-

suz O (Tanrı CC), tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.

039.-  İnanmayan ve ayetlerimizi  yalanlayanlara  gelince, onlar  cehennemliklerdir  ve  orada

temelli kalıcılardır.  KYTMT

040.-  Ey İsrailoğulları (…)

041.-  Elinizdeki  (Tevrat’ı)  onaylayıcı olarak  indirdiğimiz  (Kuran’a), inanın; sakın O’nu in-

kar edenlerin ilki siz olmayın! Ayetlerimi az bir çıkar karşılığı satmayın. Yalnız Benden

(Tanrı CC) korkun.  KYTMT

042.-  Bile bile doğruyu yanlış ile (Hakk’ı  batıla)  karıştırıp, hakkı gizlemeyin.  (Tanrı CC;

bütün insanlığa doğru ve gerçek olan ile yanlış ve asılsız olanı kasıtlı olarak karıştırma-

maları, hakkı [doğruyu] örtüp saklamaktan  kaçınmaları gerektiği yönünde son derece

önemli bir uyarıda (öğütte)  bulunmuştur).  KYTMT

043.-  Namazı hakkıyla kılın, zekatı verin, (…).

-03-

044.-  (…). Aklınızı! kullanmıyor musunuz? KYTMT.

045.-  (Katlanılması ve kabullenilmesi  zor gelen durumlarda umarsızlık söz konusu ise) Sabır

ve namazla Allah’tan yardım  isteyin. Kuşkusuz bunlar, Allah’a  saygı ile boyun eğen-

ler den başkasına ağır gelir.  KYTMT

048.-  Öyle bir günden (din  günü; hesap, ödül  ve ceza günü, kimsenim kimseyle yardımlaşa-

mayacağı, kimseden bir aracı/şefaatçi kabul olunmayacağı kimseden bir fidye alınama-

yacağı günden) korkun ki, o gün hiç kimse  başkası için bir şey  ödeyemez; hiç kimse-

den şefaat (bağışlanma)  kabul  olunmaz, fidye de alınmaz; onlara (insanlara) asla (hiç

kimse tarafından) yardım da yapılmaz.  KYTMT

075.-  (Ey inananlar!) Şimdi bunlar (bütün inanmayanlar)’ın size hemen uyacaklarını mı umu-

yorsunuz? Oysa bunlardan bir gurup (Yahudiler) vardı  ki, Tanrı’nın Kelamı (Tevrat)’nı

işitirlerdi de, sonra O (Tevrat)’na akılları yattığı halde bile, O  (Tevrat)’nu değiştirirler-

  1. KYTMT

079.- (Yahudi bilginlerinin) Elleriyle  kitap yazıp, sonra da  yazdığını az bir bedel karşılığında

satmak için “Bu Tanrı’nın katındandır, Allah’ın ayetlerini açıklıyor”  diyenlere  yazıklar

olsun! Elleriyle yazdıkları yüzünden vay haline onların! Ve yapıp ettikleri yüzünden vay

haline onların!  KYTMT

081.- Hayır!  Kim bir kötülük işler de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte bu kimseler

cehennemliktirler;  (İnsanları  Tanrı  CC  adına  kandırıp,  günaha  batanlar)  onlar orada

ebedi olarak kalırlar.  KYTMT

082.- İnanıp, hayırlı işler yapanlara gelince, onlar da cennetliktirler; onlar orada ebedi kalacak

-lardır.  KYTMT

085.- (…).  Allah sizin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.  KYTMT

098.- Her kim Allah’a, meleklerine, elçilerine (Peygamberlerine), Cebrail ve Mikail’e düşman

ise bilsin ki, Tanrı da inanmayanların (inkarcıların) düşmanıdır.  KYTMT

107.- Yine bilmez misin ki, gerçekte Tüm Evren (gökler)’in ve Dünya (Yer)’nın yaratıcı sahip

liği (mülkiyeti) ve egemenliği Allah’ındır. Sizin (insanlar) için Tanrı’dan başka ne bir

dost ne de yardımcı vardır.  KYTMT

112.- (…), kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak (Yahudi, Hristiyan veya başka bir inanç-

tan olsun) kendini Tanrı’ya teslim ederse, Rabbi’nin katında onun ödülü vardır.  Öylele-

rine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.  KYTMT

115.- Doğu  da  Allah’ındır batı da  (Kastedilen  tüm  Evren’dir),  Nereye  dönerseniz  (nereye

bakarsanız) Tanrı’nın zatı oradadır.  Kuşkusuz, Allah (zat ve sıfatlarında) sınırsızdır, her

şeyi bilendir.  KYTMT

118.- Tarih bilgisinden yoksun olanlar (Kur’an’ı okumayıp, bilgi  sahibi  olamayanlar), “Allah

bizimle  konuşmalı  veya  bize  bir  mucizeli işaret gelmeli değil miydi?” dediler. Bunun

gibi  onlardan  öncekiler,  de  onların  dediklerinin  benzerini demişlerdi. Anlayışları hep

birbirine  benziyor!  Biz  (Tanrı CC),  gerçeği kabul  edenlere ayetleri (Mucizeli işaretin

bizzat Kur’an ayetleri olduğunu) açıkladık.  KYTMT

121.- Kendilerine Kitap (Tevrat, İncil, Kur’an) verdiğimiz, O (Tevrat, İncil, Kur’an)’nu (Din

bilginlerin çoğunluğu, burada ağırlıklı olarak, Yahudilere amaçlı Tevrat’ın kast edildi-

ği üzerinde durmaktadırlar. Bize göre aynı mantık bütün kitaplar için de geçerlidir EE)

hakkını vererek (ANALAMAK AMACIYLA) okumakta  olanlar  var ya, işte  inananlar

onlardır; ama her kim onu inkar ederse işte asıl kaybedenler de onlardır. KYTMT

147.- “Doğru olan gerçek” Rabbinden gelendir. Sen, (Hz Muhammed SAV) sakın (Yahudi

ve Hıristiyanların yanlış telkinlerine kapılıp) kuşkuya düşenlerden olma. KYTMT

148.- (…).  Öyleyse siz hayırlarda yarışın. (…).  KYTMT

152.- Artık  siz  ben  (Tanrı CC)’i  anın ki ben de sizi anayım.  Bana şükredin, bana nankörlük

etmeyin.  KYTMT

-04-

154.- Allah yolunda  (Yurt  savunması,  hak,  adalet,  doğruluk, mazlumlara yardım, özgürlük,

bağımsızlık, yetim  ve  düşkünleri  koruma,  zalimlerin ve  düşmanla işbirliği yapanların

defedilmesi ve benzeri amaçlarla EE.) öldürülenler (Şehitler) için “Ölüler” demeyin.

Hayır onlar diridirler, fakat siz bunu bilemezsiniz.  KYTMT

168.- Ey  insanlar!  Yeryüzünde  bulunan  maddelerin helal (İnsan sağlığına zararlı olabileceği

nedeniyle hakkında yasaklama veya kısıtlama bulunmayanEE) ve temiz (İnsan sağlığına

zararlı mikrop taşımayan EE.) olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin (şeytanın

izinden gidip haramlara bulaşmayın), çünkü o (şeytan) apaçık düşmanınızdır. KYTMT

169.- O   (Şeytan)   size   ancak   kötülüğü,  çirkini  ve   Allah   hakkında  bilmediğiniz  şeyleri

söylemenizi buyurur.  KYTMT

170.- Onlara  (İnanmayanlara  pek  çok  bilgi  verilip, uyarılar  yapılarak  sonuçta;) “Tanrı’nın

indirdiğine uyun” denildiğinde,(sanki kendilerine bu bilgiler hiç verilmemiş, bu uyarılar

hiç yapılmamış gibi) “Hayır, atalarımızdan gördüğümüze uyarız, onların yolundan gide-

riz”  dediler. Ya atalarının aklı bir şeye ermemiş, doğru yolu bulamamışlarsa.  KYTMT

173.- Allah  size  yalnızca leş (Ölü hayvan etini [Zira ölü hayvan etinde insan sağlığına zararlı

bakteriler üremiş olabilir ve bu kesinlikle öldürücüdür EE.],  kanı, domuz etini (Domuz

etinin insan sağlığına zararlı olduğu bilimsel olarak saptanmıştır EE.) ve Allah’tan   baş-

kası adına kesilmiş olanı haram kıldı.  Ama biri  zorda  kalırsa, haksızlığa sapmadıkça,

sınırı aşmadıkça kendisine günah yoktur.  (…).   KYTMT

174.- Allah’ın  indirdiği  Kitap (Bütün kitap ve vahiyler EE.)’ın bir  bölümünü  gizleyenler ve

O’nu  (Onları)  az  bir  karşılık  (Çıkar amaçlı her türlü bedel EE.)  için satanlar yok mu?

onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. (…).

175.- İşte onlar, doğru yol (Hidayet) karşılığında sapıklığı, affedilmek  karşılığında azabı satın

almış kimselerdir. (…). KYTMT

176.- Bu   azabın  nedeni,  Allah’ın, Kitab  (Kur’an)’ı hak (Doğru) olarak indirmiş olması ve o

Kur’an    hakkında    aykırı   görüşlere   sapanların   derin   bir  ayrılıkçılık içine  düşmüş

bulunmalarıdır.  KYTMT

177.- (…)  Asıl erdemli kişi: Allah’a,  ahiret  gününe, meleklere, kitaba (Vahiy  yoluyla  gelen

bütün  kitaplara) ve bütün elçi (Peygamber)’lere inanan; yardım isteyenlere ve özgürlü-

ğünü kaybetmiş olanlara özgürlüklerini kazanmaları için harcayan, namazı  kılıp zekatı

verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar, darlıkta, hastalıkta ve savaş

zamanında sabrederler. İşte, doğru olanlar bunlardır ve işte takva sahipleri bunlardır.

180.- Sizden birinize ölüm yaklaştığında, eğer geriye mal bırakıyorsa anasına, babasına (Eğer

hayatta iseler EE.) ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması, sakınanlara bir borç

olmak üzere yazıldı (Emir olundu). KYTMT

183.- Ey inananlar!  Sizden  öncekilerin  üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize

de sayılı günlerde oruç yazıldı (Emir olundu).  KYTMT

184.- İçinizden  hasta  veya  yolcu  olan, başka günlerde sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorla-

nanlar için  bir yoksulun  (Bir günlük günlük)  yiyeceği  kadar  fidye  vermesi  yeterlidir.

Bir iyiliği zorunlu olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ancak orucu tutmanız bilirse-

niz sizin için daha hayırlıdır.  KYTMT

185.- O (sayılı günler), doğruyu  eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar

ve insanlara  rehber  olarak  “Kur’an’ın  indirildiği”  ramazan  ayıdır.  Artık  kim  bu aya

yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca

tutar (Oruç tutamayanların fidye vermesi yasaklanmamıştır.).  (…).  KYTMT

186.- Kullarım, Sana (Hz Muhammed SAV) Ben (Tanrı CC)’i  sorduklarında, bilsinler ki Ben

kullarıma yakınım, bana dua ettiğinde (Bir istekte bulunduğunda)  dua edenin dileğine

karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu

bulmuş olsunlar.  KYTMT

-05-

187.- (…).  Kadınlarınız, erkekleriniz için bir elbise (Örtü, koruyucu EE.)’siniz, erkekleriniz

de  kadınlarınız  için bir elbise (Örtü, koruyucu EE,)’siniz. (…)  KYTMT

188.- (…).  Bile bile günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını (haksız yere) yemeniz

için onun bir  parçasını da yetkililere (rüşvet olarak) aktarmayın.  KYTMT

190.- Sizinle, (Sizi yok etmek amaçlı olarak) savaşanlarla siz de Allah   yolunda savaşın, fakat

aşırılığa sapmayın (siz de onlara benzeyip karşı tarafı haksız yere yok etmeye niyet

etmeyin); Allah aşırılığa sapanları sevmez.  KYTMT

194.-  (…) Allah’ın hükmüne saygılı olun ve bilin ki, Allah  kendisine saygılı olanların yanın-

dadır.

195.-  Allah yolunda  harcama  yapın (Helal yollarla kazandıklarınızı yoksullarla, düşkünlerle,

tüm muhtaç olanlarla paylaşın EE.);  kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin.

Kuşkusuz Tanrı iyilik edenleri sever.

204.-  İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve O

kişi, kalbindeki (yalan)’ne Allah’ı  şahit tutar. Oysa o (Münafık) kişi İslam düşmanları-

nın en yamanıdır.

205.-  O (İslam düşmanlarının en yanında olan) kişi iş başına geçti mi, yeryüzünde  bozguncu-

luk çıkarmak, ekini  (Ülkenin  ürün  varlığını) ve neslini  (İnsan yapısını)  helak  etmek

için koşar. Tanrı ise bozguncuları sevmez.

206.-  O  (İslam  düşmanlarının  en  yanında  olan)’na  “Tanrı’ya  karşı saygılı ol” dendiğinde

kendisini,  gururu  günah  işlemeye  sevk eder.  Cehennem de  O (İnanmayanların)’nun

hakkından gelir. O (Cehennem) ne kötü bir yataktır.

207.-  Yine insanlardan kimi vardır ki, “kendisini Allah’ın rızasını kazanmaya adar” Allah ise

kullarına çok merhametlidir.

208.-  Ey  inananlar! Hepiniz barış ve esenliğe girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o

(Şeytan) sizin aranızı açan belli bir düşmandır.

215.-  Ey Muhammed!  Sana  ne harcayacaklarını (Mali yardımlarda kimlere öncelik verilece-

ğini) soruyorlar.  De ki: Hayır olarak  verdiğiniz nafaka,  ana,  baba, yakınlar, öksüzler,

yoksullar, yolda kalmışlar içindir.  Hayır olarak (bunların ötesinde)  daha ne yaparsanız

herhalde Tanrı onu bilir.

219.-  Ey Muhammed! Sana alkollü içki ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde de büyük

bir günah vardır.  (Alkollü içkide)  insanlar için  bazı küçük yararlar vardır  fakat zararı

çok daha büyüktür. (Kumarda kazanan için göreceli bir yarar vardır, çalışmadan edinil-

lmiş bir kazançtır, ancak  kaybeden için bir yıkımdır). Dolayısıyla günahları, yararların

dan çok daha büyüktür. Yine sana neyi,  iyilik yolunda harcayacaklarını (İnfak edecek

lerini) soruyorlar. De ki: Kendi gereksiniminizden fazlasını iyilik yolunda harcayın (İn-

fak edin), İşte böylece Allah, size ayetlerini açıklıyor.  Umulur ki siz düşünürsünüz.

220.-  (…).  Sana (Hz Muhammed SAV) yetimleri de soruyorlar.  De ki: onları iyi yetiştirmek

(Yüz üstü bırakmadan)  daha  hayırlıdır.  Eğer  onlarla  birlikte  yaşarsanız  (unutmayın)

onlar sizin kardeşlerinizdir.  Allah düzeltenden bozanı ayırıp, bilir.  (…).

221.-  Allah’a  eş koşan kadınları, iman etmedikçe nikahlamayın. (…) Allaha eş koşan erkek-

lere de Tanrı’ya eş koşmayan kadınları nikah ettirmeyin.  (…)

238.-  Namazlara ve orta namaza devam edin, Allah   için boyun eğerek kalkıp namaza durun.

244.-  O halde (Ülkenizi dolaylı veya dolaysız yöntemlerle ele geçirmek amaçlı size saldıran-

lara karşı), Tanrı  yolunda çarpışın ve bilin ki  Tanrı her şeyi işitir ve bilir.

254.-  Ey iman edenler!  Alım,  satım,  dostluk ve aracılığın  olmadığı bir gün   (Hesap Günü)

gelip çatmadan,  Allah’ın  size verdiklerinden Allah   için hayır yolunda harcama yapın.

255.-  Allah’tan  başka İlah (Yaratıcı) yoktur. O (Tanrı CC), daima diridir,  her şeyin varlığı O

(Tanrı CC)’na bağlı ve dayalı (Kayyum) dur,  ne uykusu  gelir  ne de uyur. Göklerde ve

Yerde ne varsa O (Tanrı)’nundur. (…).  O (Tanrı  CC)’nun kürsüsü  (Duruşu, etki alanı)

-06-

gökleri (Tüm evreni) ve yer (Dünya)’i içine almıştır. (…).

256.-  Dinde zorlama/baskı yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte  tanrıları

(Tağut) reddeder de (bir tek) Tanrı’ya inanır ise, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her

şeyi iştir ve bilir.

257.-  Allah inananların dostudur/velisidir. Onları karanlıktan aydınlığa çıkartır. Allah’a inan-

mayanların dostu/velisi ise sahte tanrılardır; onları aydınlıktan karanlığa sürüklerler(…)

261.-  (Helal  yolla  kazandıkları)  Mallarını Allah  yolunda harcayanların durumu, bir (Başak)

tanesinin  durumu  gibidir  ki,  her  birinde  yüz  tane  olmak  üzere yedi başak veren bir

başak tanesinin durumuna benzer. (Tanrı CC iyilik yolunda harcama yapanların  ürünle-

rinin bereketimi arttırır. EE).  (…).

262.-  Allah yolunda iyilik ve harcama yaptıktan sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı

gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin, Rab’leri yanında ödülleri vardır.  (…).

263.-  Bir  tatlı  dil  ve  kusurları  bağışlamak, arkasından  eza  ve  gönül  bulantısı  gelecek bir

sadakadan daha hayırlıdır.  (…).

264.-  Ey iman edenler! Sadakalarınızı, (…) başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin.(.)

266.-  (…)   İşte Allah, ayetlerini size böylece açıklıyor.  Umulur ki, düşünürsünüz (Tanrı CC

bütün bildirimlerinde biz insanlara düşünerek sonuç çıkarmamızı emrediyor EE).

268.-  Şeytan sizi fakirlikle korkutup, çirkin şeylere teşvik eder.  Tanrı da  (Size) lütfundan ve

bağışlamasından bir takım vaatlerde bulunuyor.  (…).

269.-  (Tanrı  CC)  Dilediğine (Çalışıp hak edene)  hikmet verir, hikmet verilene  ise  pek  çok

hayır verilmiş demektir.  Ve bunu ancak üstün akıllar (Tanrı’ya inananlar içinde üstün

olanlar) anlar.

272.-  (…).  Allah  dilediğini  (Layık  olanı)  yola getirir.  Yaptığınız  her  iyilik  sırf  kendiniz

içindir.  (…).  İyilik  cinsinden  ne  harcarsanız, o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde

haksızlık yapılmaz.

273.-  Sadakalarınızı,  kendilerini  Allah  yoluna  adamış  (Tanrı CC  emirlerine  uyup, sürekli

iyilik yapan) olan fakirlere veriniz. Onlar  (…) utangaç olduklarından dolayı,  bilmeyen

-ler,  onları  varlıklı  sanırlar.  (…).  Yüzsüzlük  yapıp kimseden bir şey de isteyemezler.

(…).

275.-  Riba/tefecilik, (Borçludan borç süresi karşılığı alınan paradan daha yüksek alınan fazla-

lık [Tefeci faizi]) yiyen kimseler, şeytanın çarparak sersemlettiği gibi kalkarlar.  Bunun

nedeni  onların “Alım satım da ancak faiz gibidir” demelerindendir.  Oysa,  Allah  alım

satımı  helal,  tefeci  faizini  ise  haram  kılmıştır. Kim  de  yine  tefeciliğe dönerse, işte

bunlar  orada  devamlı  kalmak  üzere  cehennemliklerdir.  (Bir emek karşılığı olmayan

gelirler Tanrı CC katında makbul değildir. EE)

276.- Tanrı  tefeciliği  mahkum eder, sadakaları (karşılıksız yardımı) da bereketlendirir. Allah

günahta ve inkarda direnen hiç kimseyi sevmez.

277.-  İman  edip,  iyi  işler  yapan,   namazı  dosdoğru    (Düzgünce)  kılan,  zekatı  verenlerin

Rab’leri  katında  elbette  iyi  ödülleri  vardır.  Onlara  hiçbir  korku olmadığı gibi, onlar

mahzun da olmayacaklardır.

280.-  Eğer  borçlu  darlık içindeyse, (Sizin de durumunuz uygun ise) ona  ödeme  kolaylığına

kadar bir süre tanıyın. Bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz, eğer

bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.  (Bunlar  elbette  alacaklının  varlık  durumuna  ve

genel geçimbilimsel durumların verdiği ölçülerde olabilir EE)

282.-  Ey iman edenler!  Belli  bir  vade  ile karşılıklı  borç  alışverişinde bulunduğunuzda onu

yazın. (…). Yazı bilen biri, Tanrı’nın kendisine öğrettiği gibi yazsın. (…). Hazırda olan

iki kişiyi de şahit yapın. (…) Şahitler çağırıldıklarında kaçınmasınlar.  (…)  Alım satım

yaptığınızda  da yine şahit tutun.  (Bu şahitlik, alım satım işleminin kayıt altına alınması

şeklinde de olmalıdır.).  Böylece  ne  kayıt  tutan,  ne  de  şahitlik yapan zarar görmesin.

-07-

Eğer  onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur.  (…)

283.-  (…).  Şahitliğinizi  inkar  edip  gizlemeyin,  onu  kim  inkar  ederse  mutlaka onun kalbi

vebal içindedir.  Her ne yaparsanız Allah onu bilir.

285 – 286.-  Yalvaç (Peygamber), Rabbinden  kendisine  ne indirildiyse O’na iman etti.  Mü’-

minlerin de hepsi Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve Yalvaç (Peygamber)’larına iman

ettiler.  “Biz  Allah’ın  Yalvaç (Peygamber)’ları arasında ayırım yapmayız, duyduk ve

itaat ettik.  Ey Rabbimiz, bizi bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır” dediler.   Allah

hiç   kimseye  gücünün  yeteceğinden  başka  yük  yüklemez.  Herkesin kazandığı hayır

kendisine,  yaptığı  kötülüğün  zararı  da  yine  kendisinedir.  Ey Rabbimiz, bize bizden

öncekilere  yüklediğin  gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeye-

ceği  yükü  de  yükleme.  Bağışla  bizi  ve  merhamet et  bize. Sen bizim Mevlamız sın.

Kafir kavimlere karşı bize yardım et.

 

***********************************************

 

SURE: 003, AL-İ İMRAN SURESİ, (200) AYETTİR, İNİŞ SIRAMALASINDA (089) SÜRE.

 

İNİŞİ: Enfal Suresinden sonra, Ahzab Suresinden önce Medine’de inmiştir.

ADI: Süre’nin 33 ayetinde geçen “Alü İmran (İmran Ailesi)” tamlamasından almıştır.  Eman, Kenz, Mücadile, İstiğfar, Ma’niyye ve Tayyibe şeklinde isimleri de vardır.

KONUSU: Bu Sürenin önemli bir bölümünün iniş nedeni;  Necran Hristiyanları adına Medine ’ye gelen heyetle Hz  Muhammed arasında geçen, Tanrı inancı konusundaki tartışmalar olmuştur.  .

 

AYETLER:

Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Allah, O’ndan  başka  asla  yaratıcı  (ilah)  yoktur,  hayy  (Yaşam sahibi, ezeli ve  ebedi

ölmeyen  diri)  ve  kayyum  (Yarattıklarını  her an gözetleyen, Evrenin varlığı kendisine

bağlı olan, Evren’i yöneten)’dur.

007.-  (…).  Bunun (Kuran’ın) ayetlerinden bir kısmı muhkem  (Tahkim edilmiş,  engellenmiş

dış etkilerden korunmuş, güvenilir, sağlam, bozulmaz, kesin anlamlı/açık seçik, kolay-

lıkla anlaşılır)’dir  ki,  bu  ayetler, Kitap (Kur’an)’ın aslı demektir.   Diğer  bir kısmı da

müteşabih  (Aralarında birbirinden ayırt edilemeyecek ve zihin  karıştıracak  derecede

benzerlik bulunan) ayetlerdir. Kalplerinde kaypaklık olanlar, sırf  fitne çıkarmak için,

bir de kendi keyiflerine göre yorum yapmak için O (Kuran)’nun “müteşabih”  olanları-

nın peşine düşerler.  (…). (Kur’an’daki bu inceliği akıl, bilgi ve düşünce sahiplerinden

başkası kavrayamaz. [Aklını kullananlardan başkası da derin düşünmez].)

008.-  Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi hak yolundan saptırma, bize

tarafından rahmet bağışla, kuşkusuz sen bol ihsan sahibisin (Lütfu bol olan sensin).

016.-  Onlar  (İnananlar) ki, “Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı

bağışla ve  bizi ateş azabından koru”  derler. (Tanrı CC, kuşkusuz her suçu bağışlamaz,

Bunun takdiri ve hüküm Tanrı CC’ya aittir.)

070.-  Ey Kitap ehli! (Kur’an’ı kendi dillerinde okuyup anlayanlar) Gerçeği gördüğünüz halde

niçin Tanrı’nın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

071.-  Ey Kitap ehli! (Kur’an’ı kendi dillerinde okuyup, anlayanlar) Niçin doğruyu yanlış ile

karıştırıyor, (hakkı batıla karıştırıyor) ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

073.-  (…)  De ki: “Kuşkusuz doğru yol, Allah/Tanrı’nın yoludur” (…).

075.-  Kitap ehlinden (öylesi erdemli kişiler de vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu

-08-

sana eksiksiz geri verir. Öylesi de vardır ki, ona bir dinar (Bir birim para) emanet  etsen,

tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri vermez.  (…).

077.-  Allah’a  verdikleri sözü ve  yeminlerini  az  bir  çıkar  karşılığında  satanlar var ya,  işte

onların ahirette hiçbir payı yoktur.  (…).   Onlar için acı bir azap vardır.

084.-  (Ey Yalvaç) De ki:“Allah’a, bize indirilen Kuran’a, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup

’a  ve  torunlarına  indirilene, Musa’ya, İsa’ya  ve (diğer tüm) yalvaçlara/peygamberlere

Rablerinden verilene inandık.  Onların arasında fark gözetmeyiz, biz O (Tanrı CC)’na

teslim olmuşlarız.

085.-  Kim, (tüm yalvaçların/peygamberlerin bildirdiği)  İslam’dan/Tanrı’ya  teslim  olmaktan

başka bir din ararsa, ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden ola

-caktır.

090.-  Kuşkusuz, iman  ettikten sonra  inkara  sapıp,  sonra da  inkarlarını daha da arttıranların

tövbeleri asla kabul olunmayacaktır.  (…).

092.-  Allah  yolunda  sevdiğiniz  şeylerden  harcamadıkça  iyiliğe  asla eremezsiniz, dünya ve

ahirette mutlu olamazsınız. Ne harcarsanız Tanrı  onu hakkıyla bilir.

096.-  Kuşkusuz insanlar için (Tanrı CC tarafından)  kurulan ilk tapınak (Mabet), Mekke’deki

çok kutsal ve (Bütün Alemlere) tüm evrene hidayet kaynağı olan (Kabe) Beyt’tir.

097.-  Orada apaçık deliller (kanıtlar), İbrahim’in makamı vardır.  Oraya  giren  güvene erer.

Oraya Gitmeye gücü  yetenin  o evi ziyaret etmesi (Kabe’yi haccetmesi), Tanrı’nın in-

sanlar üzerinde bir hakkıdır.  Kim inkar ederse, kuşkusuz Tanrı tüm evrenden (Bütün

Alemlerden) doygun (Müstağni)’dur.

101.-  (…).  Kim  Allah’a (İman  edip,  Kur’an’a)  sımsıkı  bağlanırsa,  kesinlikle  Doğru   Yol

(Sırat-ı  müstakim yolu)’a iletilmiştir.

104.-  İçinizden  hayra  çağıran,  iyiliği  emredip  kötülükten  men eden bir topluluk bulunsun.

İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

105.-  Kendilerine  apaçık  deliller  geldikten  sonra  parçalanıp  ayrılığa  (Mezhep,  tarikat  ve

dinsel  cemaatlere)  düşenler  gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

108.-  (Ey Yalvaç/Elçi) İşte  bunlar, Allah’ın sana gerçek olarak okuduğumuz ayetleridir.

Allah tüm, hiçbir varlığa zulmedilmesini istemez.

110.-  Siz  (Tanrı  CC’nın  indirdiği  gerçeğe/Kur’an’a  içtenlikle  bağlananlar),  insanlar   için

(insanlar için seçilmiş örnek olacak) en hayırlı ümmetsiniz.  (…).  İçlerinde iman eden-

ler var ve fakat pek çoğu yoldan çıkmışlardır.

112.-  Kitap  (Tevrat,  İncil,  Kur’an  ve diğer vahiyler) sahiplerinin fanatikleri (Kitaplarını ve

dinlerini kendi çıkarları amacıyla kullananlar [Din tüccarları]), (…).  Ayrıca isyan etmiş

ve haddi aşmışlardı.

113.-  (…).  Kitap  ehli  içinde  doğruluk  üzere  bulunan bir erdemliler topluluğu da vardır ki,

geceleri secdeye  kapanarak,  Allah’ın ayetlerini (Öğüt almak için  kendi dillerinde EE.)

okurlar.

114.-  Allah’a ve ahret  gününe  inanırlar, kötülükten  vazgeçirmeye  çalışırlar,  hayır işlerinde

de birbirleriyle yarışırlar.  İşte onlar iyi insanlardandır.

115.-  Onlar (İşte o iyi insanlar) ne hayır yaparlarsa bilsinler ki, karşılıksız bırakılmayacaklar-

dır.   Allah kötülükten sakınanları bilir.

118.-  Ey  iman  edenler!  Kendi  dışınızdakiler  (Sizin  sıkıntıya düşmenizi isteyen ikiyüzlüler

  1. )’den sırdaş edinmeyin. (…).

129.-  Tüm  evren  (Gökler)’de  ve  yerde  olanların  hepsi  Allah’ındır.  (Tanrı CC) Dilediğini

(Bağışlanmayı hak edeni)  bağışlar, dilediği  (Azabı hak eden)’ne azap eder.  Allah çok

bağışlayan, çok koruyandır.

130.-  Ey  iman  edenler!  Kat kat artırılmış (Riba, tefeci faizi) olarak faiz yemeyin.  Allah’tan

sakının ki, kurtuluşa eresiniz

-09-

139.-  İnananlar,  işlerinizde gevşeklik  göstermeyim, olumsuzluklara üzülmeyin, eğer gerçek-

ten Allah’a inanıyorsanız, üstün olan sizsiniz.

145.-  Allah’ın  izni  olmadıkça  hiçbir  kimseye  ölüm  yoktur.  (Ölüm)  belirli bir süreye göre

yazılmıştır.  Kim dünya nimeti isterse, kendisine ondan veririz.  Kim de ahiret sevabını

isterse ona da ondan veririz.  Biz (Tanrı CC) şükredenleri ödüllendireceğiz.

148.-  (…)  Allah güzel davrananları sever.

150.-  (…)  (Ey inananlar!) Sizin dostunuz Allah’tır. O (Tanrı CC) , yardım edenlerin en hayır

lısıdır.

160.-  Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur.  (…)  İnananlar ancak Allah’a güvensin.

169.-  (Gerçekten) Allah yolunda  öldürülenler (Şehitler [Yurt savunması, namusun korunma-

sı,  insanlık  adına  iyi  işler yapılması, ve   benzeri   etkinlikler  uğruna  öldürülenler])’i

sakın ölüler  sanma.  Onlar  Rableri (Tanrı CC) katında diridirler ve rızıklanmaktadırlar.

179.-  Allah, (…)  kirli olanı, temizden  ayıracaktır.  (…) Allah  yalvaç  (Peygamber)’larından

uygun  gördüğünü  (Dilediğini)  seçip  gizli  olan (Gayb)’ı  bildirir.  O halde, Allah’a ve

yalvaç (Peygamber)’larına iman edin.  (…).

182.-  (…)  Allah kullarına asla zulmetmez.

185.-  (…) Dünya yaşamı, geçici ve aldatıcı bir zevkten ibarettir.

186.-  Kesinlikle siz, mallarınız (Haram helal anlamında) ve canlarınız konusunda denemeden

geçirilirsiniz.  (…). Eğer  sabreder ve  gereği gibi sakınırsanız, bilin ki, bu size gereken

davranışlardandır.

193.-  “Rabbimiz!  Biz, ‘Rabbiniz’e  iman  edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik,  hemen

iman ettik.  Rabbimiz!  Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri (sana ermiş)

kullarınla birlikte yanına al.” (Deyiniz.).

194.-  “Rabbimiz!  Bize  yalvaç  (Peygamber)’larına  vaat  ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil

etme.  Kuşkusuz sen (Tanrı CC) verdiğin sözden dönmezsin”

Ekrem Ekmekcioğlu
Ekrem Ekmekcioğluekmekcioglu11@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.